28 Ağustos 2015 Cuma

Noel Baba mı? Yaren Ağa mı?

"Hayrola efendi ağa bu da nereden çıktı" diyenleri duyar gibiyim. "Giren çıkan yok, sadece yeni yıl girmeden çıkan eski yılın bir hesabını görelim, adettendir" diye şey ettiydim. Yaren Ağa ile Noel Baba’yı mukayeseli olarak irdeleyelim istedim.

Örneğin, mesela, (bu eş anlamlı iki kelimeyi ardı ardına kullanan akıl danelerini pek sevdiğim için onları hatırlama babından kullandım, aman diyeyim beni de o makule taifesinden bellemeyin, aman diyeyim, siz amanı bilir misiniz?)

Neyse sadede gelelim, önce Noel Baba ile Yaren Ağa’nın benzer yönlerini sıralayalım.

İkisi de Anadoluludur. Noel Baba Antalya’nın Demre kazasından, Yaren ağa ise has Çankırılı olup, tıpkı Noel Baba gibi Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yerine dağılmış ve sevilmiştir.

İkisi de kırmızı sever ve de giyer. Yaren Ağa'nın kartal kanatlı cepkeni ve poturu sim işlemeli kırmızı çuhadan halis muhlis Bursa işidir.

Noel Baba'nın başında etrafı beyaz şeritli kırmızı bir kukuleta, Yaren Ağa'nın başında ise eleğim sağma renklerinde poşu bağlanmış kırmızı fes vardır.

İkisi de göbeklidir. Yaren Ağada yaş ve baş ağalığa doğru rütbe arttıkça göbek çevresi de genişler. Kış gelip ocaklar yanmaya başladığın da her akşam, takım yemeğine kaşık salladığı için, ne hazım içtiği ekşili bamya kâr eder, ne de kıvrak oyun havası ile ortalıkta dönelemek. (Kim duymuş, köçek gibi dönelemek dediğimi? Durduk yerde icat çıkarmayın, benim dertsiz başımı derde sokmayın)

Noel Baba'nın elinde zil, Yaren Ağa'nın elinde ise zilli maşa bulunur. Her ikisi de zil çalar oynar.

Kendini evde kalmış hisseden kızın türküsü “işin yoksa un ele dur” demek istediği gibi yaren ağaların yan yata yata hep beraber el çırparak “Ha un ele hah ha da. Ha dönele hah ha da” dedikçe, yaren ağalar kasnaklarını un eler gibi sağa sola çalkalar. Unun sağa sola saçılması önemli değildir. Onlar için her yer kendürüktür.

Yaşını başını almış, her bir yeri ağarmış yaren ağanın türküsü ise; “Mahim vardır mahim vardır. Kokulmadık gülüm vardır. Sekişi mahime benzer” diye başlar.

Yaşını başını almış, her bir yeri ağarmış yaren ağa ağır, ağır ve seke, seke oynayarak genç yaren ağalara hünerini gösterir. Ağarmaktan gittikçe Noel Baba'ya benzemeye başlar.

Noel Baba bu döneleme ve kasnağı sallama konusunda, Yaren Ağa karşısında pek acemi kalır. Aslında Çankırı'ya uğrayıp, usta yaren ağalardan ders alması gerekir.

Birkaç gündür ulusal medyada; 'Noel Baba adam olsa bacadan girmezdi!’ geyiği dolaşıyor. Geyik dedim de aklıma geldi, malum Noel Baba'nın geyiği vardır, gideceği yere geyikle gider. Noel Baba'nın geyiği varsa, bizim Yaren Ağa'nın ise eşeği vardır.

Eşek dedimse, Tuz Mağarasındaki Çankırı’nın sembolü, kadit olmuş eşeği bellemeyin. Yaren Ağa'nın eşeği ona benzemez, onun eşeği, Yapraklı Yaylasında başpehlivanlığa soyunmuş, şeerin arpası bol gelmiş dik kulaklı eşeklerindendir.

Her ikisi de TV'ye çıkmaya pek heveslidir. Hadi Noel Baba senede üç beş gün görünür, televizyonlarda, bizim yaren ağa ise; televizyoncunun uzattığı hıyara, tuzu bendedir diye sarılır. “Açtırmayın kutuyu söyletmeyin kötüyü” yeni yıla girerken ağzımızın tadı bozulmasın.

Noel baba ile Yaren Ağa adam olsalardı kırmızı giymezlerdi.













(Fotoğraftakiler: Belediye Meclis Üyesi olmak derdinde olan bir kısım Çankırlıı tarafından, Maraş Dondurmacısı Kıyafeti giydirilip, Başağa ilan edilen, Ankara Büyük Şehir Başkanı ve Pursaklar Belediye Başkanı) (Başkan-Ağalar ne giydiklerinin farkında değil)

“Bir taş attım gitti deyiverdi kilisenin çanına…"