26 Ağustos 2015 Çarşamba

Bizi koyup koyup gitme ne olur...

Duyduk ki bizi bırakıp vekil oluyormuşsun, etme,

İslam’ın şartı beştir, altıncısı ise haddini bilmektir.

Haddini bilmiyorsan bildirirler, etme.

Kendini bal yapmaz arılarla bir tutma

Sen meclisin ceylan derili koltuklarında ne arıyorsun, yabancı

O koltuklar, başağa minderi gibi yumuşak değil.

Ey Handırı’nın kiraz bahçelerinde sek sek oynayan.

Ey Çavundur’un sıcak bulaklarında abıhayat bulan.

Ey Yıldıztepe’nin doruklarında çiçek sulayan, bilge kişi

Sen bizden yüz çevirirsen, o tepedeki yıldız kapkara olur kederinden

Sen CeHaPe’nin “İklim”lerine alışkın değilsin üşütürsün.

Sana aguşunu açmış bekliyor Çangırılılar.

Duyduk ki bizi koyup koyup gidiyormuşsun, etme.

Çaldırmasın bacanağın başkalarına kamu malını,

Bayındırlık çalışanları yolunuzu beklemekte,

Çalınanlara alıştık, başkalarına meylediyormuşsun, etme

Gel başımızın tacı ol, Çankırı’dan aday ol.

Bizi koyup koyup gitme, etme.

Bak yaptırdı ardından halefin, lojmana güvercin kümesini

Dijital cazgır da emrine amade, titreyerek huzura kabulünü bekler

Biz biri bulamazken, duyduk ki üçüncüyü alıp muradına ermişsin..

Harama bulaşan gözün bizimkilerden başka güzeller görmesin.

Ey makamı yıldızlı tepelerde olan ulu kişi

Sen varlığınla abat ettin bizi, senden sonra kurudu vali çeşmesi


Yaran ocağını söndürmeye kastediyormuşsun, etme

Gelin bohçasını onlar değil miydi ta Sparta'ya getiren?

Ey Ay yüzlü, koyma Şems'in karanlığında bizi,

Yaren oğlanlarını anadan öksüz, babadan yetim koma

Bizi koyup, koyup gitme ne olur, etme…
......
Ağla ey yaren oğlanı ağla, söz söyleyecek an değil.
Un eleyip döneleyerek ne meşk ediyorsun etme.