12 Aralık 2015 Cumartesi

"Çankırılı Keçi Burcundan..."

“Çankırı Keçisi” o kadar mübarek bir hayvandır ki, biz Çankırılıların tüm yaşamında fark edemediğimiz çok yönlü etkisi vardır.
Etiyle, sütüyle beslendik, büyüdük.
Büyük analarımızın yününden ördüğü yelekle, çorapla ısındık. 
Çorap eskisini kırık leblebi ile değiştirip, çocukça mutlu olduk.
“Hak için kurban, küp için sızgıç", diyerek kurbanlık,"etlik" yaptık.
Kalaylı bakır tavalarda kavurduk. Kavurmasını tenekelere bastık. Tarhana aşına, bulgur aşına kattık.
Kellesini, ayaklarını demürcüler arastasında ütülettik. Paça yaptık, çorba yaptık.
Tüm bu saydıklarımız, sayamadıklarımız sonra; Etini geçmiş yıllarda bolca tükettiğimizden olsa gerek, biz Çankırılılar bu mübarek hayvanın huyunu da almışız.
Keçinin huyu genlerimize işlemiş.

"Kaş'a gitti baş toklu, peşi sıra gitti beş toklu"......
Hatırlarsınız geçtiğimiz yıllarda ulusal basında yazıldı, TV.’ler de gösterildi. Doğu da sürünün içinden bir koyunun uçurumdan atlaması ile hepsi birbirinin peşinden atlayarak telef olmuşlardı.
Keçilerin bu özelliği yok biliyorsunuz?
Ne yazık ki, keçi çobanı olamadım ama bir Çankırılı olarak iyi biliyorum ki, keçiler, koyun gibi bir arada durmaz, dağınık yayılırlar.
Biz Çankırılılar gibi dağınık dururlar yani!
Buradan çıkaracağımız "kıssadan hisse":
Çankırılının birisi kendini "koyun gibi uçurumdan atarsa" Keçi burcundan olduğumuz ve de dağıldığımız için birbirimizi takip ederek telef olmayız.
Bu iyi bir özelliğimiz gibi görünse de, hayırlı bir iş için hemşehrilerden birisi öne çıktığında, genlerimize işleyen keçi burcu özelliğimiz nedeniyle, keçi gibi dağılıyoruz.
Bu dağınıklığın somut örneği, sivil toplum örgütlerimizde sıkça görülmektedir.
Bizi asıl kaygılandıran ise, keçi burcundan olan bazı Çankırılıların yükselen burcunun “koyun” olması.

"Kara koyun etli olur, kavurması datlı olur."

Üzerinde "Çankırı" yazan keçi figürü Recep CIRIK'a aittir.